Biyometrik Sistemlere Neden İhtiyaç Duyarız?

Merhaba sevgili kernelblog takipçileri. Bu yazımda sizlere biyometrik sistemlere neden ihtiyaç duyduğumuzu anlatmaya çalışacağım.

Biyometrik sistemler kişinin herhangi bir bilgiyi ezberlemeden veya  kişinin yanında hiçbir materyale ( anahtar, kart, şifre vb. )ihtiyaç duymadan fiziksel veya davranışsal farklılığını ölçen mevcut kayıtlarla karşılaştırarak kişinin tanımlanmasını yapan otomatikleştirilmiş sistemlerdir. Biyometrik sistemlerdeki amaç kişinin başkasına devredilmeyen ve kaybolmayan özelliklerini bulup çıkartarak kişileri birbirinden ayırabilme olanağı sunmak ve kişinin kim olduğunun kanıtlanmasını sağlamaktır.

Bir sisteme veya bir kuruluşa girerken kim olduğunuzu tanıtmanın en iyi yolu şifreler ve pin numaralarıydı ama zamanla şifreleme algoritmalarının gelişmesiyle şifreler çözülmeye başlandı ve güvenlik açığı ortaya çıktı. Teknolojinin gelişimiyle birlikte günlük hayatın önemli bir parçası haline geldi. Belgelerin imzalanmasından alışverişe, kiralık kasalardan internet bankacılığına ya da yurtlarda, okullarda öğrenci takip sistemleri gibi bir çok alanda işlemler dijitalleştirilerek biyometrik sistemler vazgeçilmez hale geldi.

Biyometrik sistemleri kullanarak, bilgisayara parmak izi tarayıcısını kullanarak girmek, DNA analizi kullanarak kasaları açmak, el geometrisi ile nesnelere komutlar vermek , korunmakta olan gizli mekanlara yüz tanıma cihazı yardımıyla girebilmek , göz tarayıcısı ile ATM’lerden para çekmek, imza tanıma sistemleri ile belgelere talimatlar vermek mümkün hale geldi.

Biyometrik sistemlerde iki önemli nokta vardır. Bunlardan ilki teşhis yani sisteme bilgi sunulur ve sistem bu bilgiye göre kişiye ait olan tüm diğer bilgileri veritabanından bulup çıkarır. Diğer önemli nokta ise doğrulama yani bir kişi sisteme kimliğini verir ve sistem bu kişinin gerçekten girilen kimliğin sahibi olup olmadığını, o kimliğe ait kayıtları bulup karşılaştırarak karar verir.

Günümüzde kullanılan biyometrik sistemler fizyolojik özellikler ve davranışsal özellikler  olmak üzere iki grupta incelenir ;

Fizyolojik özellikler ;

Parmak İzi , El Geometrisi , Yüz Tanıma , DNA, İris Tanıma.

Davranışsal özellikler ;

İmza atışı , Yürüyüş şekli , Tuş vuruşu , Ses Tonu.

Parmak İzi ;

Parmak izi en fazla kullanılan biyometrik sistemdir. Taklit edilmesi zordur. İlk kullanılmaya başlandığından  bu yana gerek yazılım gerekse donanım alanında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Örneğin ilk üretilen sistemlerde parmak izinin aynısını kopyalayıp yapay bir parmağa işleyip sisteme okutarak da sistemi aktif hale getirilebildiler. Daha sonra geliştirilen sistemlerde parmağın derisinin sıcaklığına bakılıp sistem güvenli hale getirilmeye çalışıldı. Sıcaklığı da çözmeleri karşısında parmağın canlı olup olmadığını anlamak için damarların kan akışlarından canlı parmak olmasına dikkat ettiler.

“Unutmamalıyız ki bir sisteme karşı atak oldukça yeni çözümler üretip sistemlerimizi zaman içerisinde geliştirmiş oluruz..”

DNA ;

Deoksiribonükleik asit (DNA) kişinin saç, tırnak, deri parçası, kan, sperm, tükürük veya herhangi bir biyolojik materyali ele alınarak hücre içerisinde bulunan DNA moleküllerindeki benzersizlik incelenir. DNA’yı özellikle emniyet güçleri tarafından olay yerinde kalan biyolojik materyaller incelenerek suçlulara ulaşılması sağlanmaktadır.

El Geometrisi ;

Kişinin elinin veya kullanılan sisteme göre bazı parmaklarının geometrik yapısı analiz edilir. Bu yöntemde ayırt edici özellik parmakların uzunluğu, genişliği ve büküm noktalarıdır. Hastahanelerde, bazı havaalanlarında bu yöntem sıkça kullanılır. Diğer biyometrik yöntemlergibi doğruluk oranı yüksek bir yöntemdir ancak büyük, maliyetli ve ağır okuma cihazları nedeniyle pek tercih edilmemektedir.

Yüz Tanıma ;

Yüz tanıma sistemi bir fotoğrafı ya da video görüntüsünü yüzün karakteristik özelliklerini tanımlayan bir koda dönüştürebilir. Bu sayede kişinin yüzündeki girinti ve çıkıntıları okur. Bu girinti ve çıkıntılar yüzün düğüm noktaları kabul edilir. Bu düğüm noktaları kişiyi ayırt etmede önemli bir etkendir. İlk yapılan yüz tanıma sistemlerinde kişinin fotoğrafını sisteme okuttuğunuzda sistem açılmaktaydı. Ama zamanla geliştirildi ve artık yüzün canlılığına ve 3D teknolojisine uyumlu olmasına dikkat edilmekte ve böylece kişinin resmini okutup sistemi aktif hale getirmek gibi basit dolandırıcılık yöntemlerinin önüne geçilmiş olundu.

İris Tanıma ;

Kişinin gözünün irisinin yüksek çözünürlüklü görüntüsü, ömrü boyunca değişmemesi ve diğer biyometrik sistemlere göre gözü daha az deforme olacağından özellikle son yıllarda daha çok tercih edilen bir biyometrik sistem olmuştur. İris tanıma sistemlerinin  gözlük, lens veya gözleri görmeyen kişiler üzerinde kullanılamaması dezavantajlarındandır.

İmza Atışı ;

Kişinin el yazısı ilk bakışta kesin bir sonuç vermicek gibi gözükse de kullandığı harflerin biçimi,  boyutu, yazım şekli, birbirine yakınlığı  biyometrik yöntemin başarı oranını arttırır. Harfleri oluşturma sırası, imzaya özgü koyduğu noktalar ve imza üzerine çizilen belli bir çizik kişiyi tanımada oldukça önemlidir. Zaman içerisinde kişinin imzası değişebilir veya bir başkası tarafından taklit edilebilir hale gelmesi bu biyometrik sistemin dezavantajı sayılabilir.

Her geçen gün teknoloji biraz daha gelişmekte ve kimliklerden, şifrelerden, kartlardan tamamen kurtularak biyometrik kimliklerimiz biraz daha ön plana çıkmakta. Günlük hayatta birçok işlerimizi biyometrik sistemler yardımıyla hem daha güvenilir hem de daha hızlı bir şekilde halletmiş olacağız.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. İyi Okumalar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir